Merhabalar sevgili okurlar, canparelerim!
Kitabı okuduğumdan beri aklımda olan ama yazmaya bir türlü fırsat bulamadığım bu taşlama yorum karışımı kitap eleştirime hoş geldiniz...
Evet, “Söz konusu Dan Brown ise nasıl taşlama olabilir?” dediğinizi duyar gibiyim... Aslında Cehennem’den önce bir kitap eleştirisinde böyle bir yazı ile karşılaşsam ben de garipserdim. Ama şimdi, bizzat kendim böyle bir yazı yazıyorum... Lafı fazla uzatmadan açık sözlü olarak Dan Brown - Cehennem eleştirime başlıyorum.
Dan’ın önceki kitaplarını okuyanlar az çok bilirler... Özellikle Da Vinci Şifresi’nin efsanevi ünü göz önüne alınırsa haberdar olmayan yoktur diye düşünüyorum. Yazar kesinlikle çok iyi bir yazar. Bu konuda laf söylemek elbette ki bana düşmez. Ben daha önce kendisinin Da Vinci Şifresi ve Kayıp Sembol adlı romanlarını okudum. Her iki roman da ününü hak ettirecek şekilde sürükleyici ve iyiydi. Kitapların tek solukta bitmesi bir yana yazarın yaptığı ters köşelerde en büyük heyecanlardandı. İşte bu yüzden Cehennem’in reklamları dönmeye başladığında bu kitabı sabırsızlıkla bekledim ve okumak için can attım. Bir arkadaşım da “Ben okumaya başladım, çok heyecanlı gidiyor...” gibi övgü dolu cümleler sıralayınca dayanamadım ve ben de okumaya başladım.
Ama kitap benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Kitabın daha ilk sayfasından her şey çok tahmin edilebilirdi benim için... Hal böyle olunca okumak da bir türlü içimden gelmedi ve ben süreyi uzatıp durdum. Ama yine de azmettim ve bitirdim, bu konuda beni tebrik edebilirsiniz. Çünkü eğer bir kitabı okumak istemezsem bu kitabın bitme süresi bir yılı bile bulabilir...
Her neyse kitap konusunda spoiler vermeden birkaç şey söyleyip taşlama yapmaya çalışacak olursam:
Dil yazarın her zaman kullandığı dildi. Betimlemeler bu kez bıktıracak kadar fazlaydı. Okurken tarihi yapıların ya da eserlerin anlatımları hiç bitmeyecek, kitap sonuna kadar öyle devam edecekmiş gibiydi. Okumadaki en büyük sıkıntılarımdan biri buydu. Diğeri de daha önce söylediğim gibi bütün olayların çok tahmin edibelibilir olmasıydı... Ki, şu an spoiler olmaması için açıkça söylemeyeceğim ama, kitabın ilk iki sayfasını okuduğumda aklımda beliren bütün tahminler kitabın sonunda gerçekleşti. E ben Dan Brown’ın bir kitabının başından olayların hepsini biliyorsam nasıl okuyabilirim ki...
Ayrıca kitabın bir kısmının İstanbul’da geçme mevzusu var... Bu kısımlar da beni hayal kırıklığına uğrattı. Dan Brown’ın araştırmacılığı İstanbul için amatörleşmiş gibiydi adeta. Romanda geçen tüm İstanbul ve İstanbul’daki tarihi eserler hakkındaki bilgiler bir çok kaynakta kolayca karşılaşabilecek bilgilerdi. Dan Brown’ın simge bilim araştırma örneklerini romanın İstanbul kısmında göremedim ne yazık ki...
E kitap madem bu kadar kötüydü neden okudum? Açıkçası kitabı neredeyse yarım bırakıyordum. Sonra arkadaşımın ısrarı üzerine bir şans daha verdim ve kitap o gece bitti. Sonuç olarak ilk dört yüz sayfayı hiçe sayacak bir ters köşe ile karşılaştım ve ondan sonrası çorap söküğü gibi geldi. Eğer o ters köşe gelmeseydi kitabı bitirebilir miydim emin değilim...
Umarım bu yazdıklarım kitabı okumak isteyenlerin hevesini kırmaz... Çünkü her şeye rağmen derin bir araştırmanın ürünü olan bu kitabın okunması gerekir.
İlk kitap eleştirimi Cehennem ile yazmış oldum. Artık okuduklarım konusunda buraya daha sık gelmeye çalışacağım. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.
Sağlıcakla kalın canparelerim <3

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder